Analiz ve Araştırma Yazıları

Sağlıksız Hamleler


   İster, Ortodoksluğun dini otoriteden yoksunluğunun getirdiği bir sonuç deyin ,isteseniz Rus kültürünün dinamiklerini oluşturduğu varsayılan uyum ve sadakati tüm bunlara bir neden olarak gösterin, kesin olan bir şey varsa o da Rusların tarihteki rolünün ''güç'' olgusundan bağımsız değerlendirilemeyeceğidir. Öyle ki son zamanlarda batı ile ters düşen politikaların Putin'e demokratik anlamda güç kazandırması bu değerlendirmenin doğruluğunu kanıtlar niteliktedir. 2013 senesinde Rusya her ne kadar uluslararası düzeyde politik aktifliğini gözler önüne serdiyse de halkın Putin'e olan desteği %3'lük bir azalmayla %47'lere düşmüştü. Bugüne geldiğimizde, Rusya açısından birçok olumsuz durumla karşı karşıyayken, desteğin %80'leri geçiyor olması da bu görüşü destekler nitelikte. Peki bu halk desteğinin bilinçli bir temeli var mı yoksa sadece güç odaklı politikanın bir getirisi mi? Kesin bir cevap vermek mümkün değil çünkü devlet başkanı ekonomideki daralmayı yalnızca uluslararası konjonktür temelli değil, yıllardır ekonominin yenilikçi bir hale gelmesi için çabalayan Rus yetkililerinin de suçu olduğunu söylemiş ve bunun yetersiz kaldığını da eklemiştir. Yani tarihin her bir sayfasında lidere mutlak güç atfetmiş halkın bu bağlamda ekonomik daralmanın sorumlusu olarak dış politika ''hata ya da inatlaşmalarını'' görmemesi gayet normaldir. Kaldı ki demokratik destek elde etmek açısından iyi bir söylem olsa da mantıksal bağlamda pek desteklenecek bir yanı yok Putin'in sözlerinin. En basit değerlendirmeyle ''inovatif bir hale getirmeye çabaladılar'' diye suçladığı Rus yetkililerin dünden bugüne ekonomi üzerindeki etkileri tartışılır.

   Buna neden olarak ekim 2003'te tutuklanan Yutos şirketinin başkanı Hodorkovski'nin Mayıs 2005'te 9 sene cezaya çarptırılması gösterilebilir. Hodorkovski'yi yargılayan mahkeme Yukos'u yöneten GML Group'a 27 milyar dolarlık vergi cezası kesti ve vergi cezasıyla da kalmayıp şirketin tüm aktiflerini dondurma kararı verdi. Bu kararla birlikte, şirketin 27 milyar dolarlık borcu ödemesi imkansız hale geldi. Ceza, vergi kaçakçılığı bağlamında verilmiş olsa da Hodorkovski'nin politikaya gireceğini açıklamasının ardından tutuklanması ve bu söylemden önceki konuşmalarında da muhalif bir tutum sergilemesi tutuklanmanın asıl sebebini gözler önüne sermekte. Bu tutuklama ekonomideki Putin faktörü ile birlikte, Rusya'nın dış politika bazlı ekonomik daralmasına ek olarak Lahey tahkim mahkemesinin Yutos davası kapsamında 50 milyar dolar tazminat cezası vermesi nedeniyle de büyük önem arz ediyor. Elbette bu ceza Rusya tarafında ödenmesi gereken borçlar listesinde ilk sırada yer almıyor ancak Rusya'nın yapacağı itirazın haksız bulunması halinde devletin yurtdışındaki aktiflerine el konulması mümkün. Kaldı ki Gazprom'un Avrupadaki varlıkları da göz önünde bulundurulduğunda tazminatın önemi bir hayli artıyor. Tüm bunlarla birlikte tazminat ödenme aşamasına gelindiğinde gergin olan Batı-Rusya ilişkilerinin de nasıl bir hal alacağı başka bir soru, çünkü Lahey'de sonuçlanan davayı Putin'in 'batı zorbalığı' kalıbında değerlendirme olasılığı bir hayli yüksek. 
   Tüm bunlar batı tarafından Rusya'ya uygulanan ambargo ile değerlendirildiğinde, Rusya için ekonomik anlamda büyük sorunlar doğuracağının göstergesidir. Buna örnek olarak Rusya'ya ilişkin IMF'nin -2.9 OECD'nin 0 ve dünya bankasının -3.0lık 2015 büyüme tahminlerini gösterebiliriz. Bu tahminlerden de anlaşılacağı gibi Rusya'yı, ambargonun etkisini hafifletebilecek ekonomik çözümler yaratmadığı taktirde zorlu günler bekliyor. 

   Peki tüm bu bilgiler ışığında Rusya'nın batıya karşı enerjiyi bir koz olarak kullanması ihtimaller dahilinde mi? Bu sorunun net bir cevabı olmamakla birlikte mantıksal perspektifte değerlendirildiğinde Rusya'nın böyle bir girişimde bulunmama ihtimali kuvvetle muhtemel. Bu noktada AB'nin alternatif enerji arayışından önce, alternatif bölgeden enerji ithalini incelemek daha mantıklı olacaktır. Kıbrıs açıklarında, Norveç petrol arama şirketi PSG Jeofizik'in elde ettiği verilere göre 400 milyar dolar değerinde 8 milyar varillik petrol rezervi bulunmaktadır. Noble Energy şirketinin üst düzey bir yetkilisine göre bölgede bulunan petrol, Avrupa'nın 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak düzeyde. Peki petrolün ihracı yakın bir zamanda mümkün mü? Petrolün çıkarılıp işlenmesi ve bunun Avrupa'ya taşınması yakın zaman içerisinde mümkün gözükmüyor kaldı ki çıkarılan petrol Avrupa'ya ücretsiz verilmeyecek ve bu da Doğu Akdeniz ile Rusya arasında, petrol ihracı bağlamında bir rekabet ortamı yaratacaktır ve bu rekabet sürecinin de Rusya'nın aleyhine işleyeceğini düşünmek pek realist bir yaklaşım olmaz. 

   Peki rekabete yer bırakmayacak düzeyde ucuz bir enerji alternatifi var mı? Rusya'da, ekonomik anlamda çöküntüye yol açabilecek kadar büyük öneme sahip alternatif enerji arayışlarının temelinde, Kaya gazından elde edilen Lng (sıvılaştırılmış doğalgaz) vardır. 

   Kaya gazı dediğimiz, doğal gaza alternatif enerji, tortul kayaçların sondaj ve hidrolik kırma ile küçük gözeneklerindeki gazların yer yüzüne taşınmasıyla elde edilen gazdır.. Çıkarılan bu gazın sıvılaştırılmış doğalgaz olarak ihracı mümkündür. Jorge R. Pinon'a göre eskiden ABD'ye Lng ithalini sağlayan limanlarda yapılacak restorasyonlarla, kaya gazından elde edilecek Lng'nin ihracı mümkün olabilir. Yani kaya gazından elde edilen sıvılaştırılmış doğalgazın ihracı yakın tarihte mümkün gözüküyor. 

   Tüm bu ihtimaller dahilinde bile Avrupa'nın Rusya'dan enerji ithalatı bağlamında bağımsız 
olması mümkün mü? Bu konuya rasyonel bir bakış açısıyla yaklaşmak pek mümkün görünmüyor çünkü bu ithalatın sürdürebilirliğinde Avrupa’nın kendi iç dinamiklerinin etkisi de azımsanamayacak düzeydedir. İngiltere'nin Avrupa Birliği oluşumuna bakış açısı bariz bir şekilde ortada hatta öyle ki 2013 senesinde Cameron AB konusunda İngiltere'yi referanduma götüreceğini belirtmişti. Tüm bunlar Walllerstein'inde ifade ettiği gibi İngiltere'nin kıta Avrupası'na beslediği gizli bir ırkçılık temelli olabilir. Lakin sıkıntı yaşanılan tek ülkenin İngiltere olduğunu söylemek yanlış olur. Fransa'nın aşırı sağ muhalefetinin lideri olan Marine Le Pen'in Yunanistan'ın mega kanalına yaptığı açıklamada, seçildiği taktirde Cameron'un önerisine benzer bir öneriyle, Fransa’nın AB üyeliğini referanduma götürülebileceğini söyledi. Görülüyor ki sağlam temellere kurulduğu düşünülen bu Avrupa entegrasyonu kağıttan kaplandır işte bu nedenle Rusya-Avrupa ticareti bazındaki değerlendirme 10-15 sene için geçerlilik taşısa da daha sonrası için yorumlamak gerçekçi olmayacaktır. 

   Peki gelecek, Rusya için neleri öngörüyor. Enerji konusu her ne kadar Rusya'yı ekonomik anlamda sıkıntıya soksa da batıya ihraç edilemeyen enerjinin elde kalması pek mümkün değil. Doğunun enerji ihtiyacını buna örnek gösterebiliriz. 2014 yılında Rusya'nın Çin, Japonya ve Güney Kore'ye petrol satışları %25 arttı bunun yanında Arap petrol sevkiyatının payı %26dan %24 e geriledi. Bütün bunlar gösteriyor ki Rusya'nın petrol arzı rekabet edilemeyecek düzeyde Asya'da bir hakimiyet kuruyor. Bu ticari ilişki ŞİO gibi oluşumlarla birlikte incelendiği taktirde ileriki zamanlarda Rusya ile Asya arasındaki bağlılığı pekiştirebilir . Yani kendini başat güç olarak görmekte ısrarcı olan ABD'ye rağmen doğuda güçlü bir entegrasyonun oluşma ihtimali yüksek. Aslında bunun ABD için pek de kötü olmadığını bile söyleyebiliriz nihayetinde terörün güvenlikleştirilmesi yorucu bir süreç bunun yerine 2 kutuplu bir güvenlikleştirme başat gücün de işine gelebilir. 

0 yorum :

Yorum Gönder

Copyright © Fırat Çakır Blog