Esad'ın iyi bir başkan olduğu büyük bir tartışma konusu, muhtemelen birçok kişi benimle aynı fikirde yalnız ilerleyen süreç Esad'ın iyi bir başkan olmasa da iyi bir yönetici olduğunu gösterdi 'kriz yöneticisi'. Ortadoğu'daki kriz sürecini ayrıntılı incelediğimizde sürecin son safhasında sürdürülmeye çalışan bir terör söz konusu. Terör diye nitelendirmemin sebebi durumun haklı isyan boyutunun uzun zaman önce sona ermiş olması. Durumu mantık çerçevesinde değerlendirmenin en doğru yolu muhtemelen süreci başından yani Esad'ın cumhurbaşkanlığına gelişinden itibaren değerlendirmektir.
Arap Baharı'nın diğer kurbanlarına göz attığımızda hiçbirinin Esad kadar reform yanlısı olmadığını fark edersiniz. Bunun nedenleri kültürel kalıntı içinde değil sosyal etkinlik durumunda saklıdır. Kendisinin politik farkındalığı edindiği dönemler yurtdışı zamanına denk gelir ki bu durumda reformcu kişiliğinin gezgin karakteri ile paralellik gösterdiğini kanıtlar nitelikte.
Peki başkan Bush'un bataklık projesine uyabilecek ılımlılıkta bir İslam ülkesinin içerisinde oluşan kriz durumunun Batı tarafından desteklenmesindeki amaç ne? Muhtemel neden bölgesel güç veya bölgesel yetki dediğimiz kavramların ABD dış politikasının temelini oluşturması. Esad'ın ılımlı bir Müslüman olduğu su götürmez fakat ılımlı olmak yeterli midir yoksa ılımlı yerine bağımlı olmak kalıcılık için daha kesin bir çözüm mü? Muhtemelen bahsedilen ılımlılık durumu yalnız başına yeterli olmayan bir özellik.
ABD’nin dış politikadaki düşünce sisteminde ülke kavramına nadir rastlarız ülke yerine bölgeler vardır. Bu düşüncenin kozmopolit bir düzen yaratma yolunda atılan bir adım olması düşüncesi tabi ki umut verici lakin durum söylemleri destekleyecek eylemlerden yoksun olunca pek bir gerçekliği kalmıyor.
Bölgeler örgütsel anlamda istikrara kavuşturulabilir ama bugün oluşan durum istikrara kavuşturma planının istikrarsızlığını gözler önüne seriyor. Nedeni hepimizin bildiği gibi kültürel farklılıkların baş rolde olduğu 'güven' filmi. Güvensizlikten kaynaklanan istikrarsız politikalar bütünü bugün Mısır'da kendini göstermektedir. Durumu hala kavrayamamış olan ABD Suriye sorunu nedeniyle Mısır'ı her yönüyle irdeleyememiş olabilir. Muhtemelen kısa zaman içerisinde Mısır sorununun irdelenmesi Suriye sorunuyla karşılaştırıldığında önceliğe sahip bir hareket değildir. Neden olarak mısırdaki krizin sürekliliğini gösterebiliriz. Lakin Suriye'de Mısır'dan farklı olarak iyi yönetilen bir kriz mevcuttu.
Yakın zamanda çıkan kimyasal silah söylemleri Batı'yı bir hayli etkilemiş gibi. Öyle ki iki taraftan
da isyanın ilk gününden beri binlerce insan öldürüldü ama büyük ihtimalle buradan çıkarmamız
gereken sonuç uluslararası alanda kimyasal silahların ateşli silahlara oranla bir hayli etkili diplomatik
sonuçlar doğurmasıdır. Kimyasal silahların önemsiz olduğunu dillendirmiyorum tabi ki, anlatmak
istediğim doğruluğundan emin olamayacağımız bir suçlama ile Suriye'ye müdahalenin legal
gösterilmesidir. Eğer sorun gerçekten de insanların ölümü olsaydı yüksek ihtimalle çoğu insan bu
durumu sıcak karşılayabilirdi ama biz şunu biliyoruz ki Ruanda'da eylemsizliğin de ötesinde sessiz
kalan Fransa bugün müdahaleye bir hayli hevesli görünüyor. Yani durumun insan haklarının ötesinde
politik bir gerçekliği içeriyor olması aşikar.
Analiz kolay iştir derler evet buraya kadar analiz ettik peki bu saatten sonra uygulanacak politikalar ne düzeyde olmalı. Herhangi bir müdahale her ne bahane gösterilirse gösterilsin mantıksız bir hareket olacaktır. Avrupa’da 2008 krizinin etkileri devam ederken bu denli savaşa istekli olmak açıklanabilecek bir durum değildir. Bu açıdan Obama'nın kararı kongre onayına sunması özellikle Avrupalı devletler için akıllıca bir hareket olur çünkü öyle görünüyor ki siyasal etkinlik ekonomik tokluktan daha bir önceliğe sahip ve küçük bir ihtimal de olsa kongrenin halkın tepkisine kulak vermesi mantıklı olacaktır. Diğer yandan Amerika'nın siyasal etkinlik konusunda tükenmek bilmeyen gayreti bu saçma savaşın ortasına doğru sürüklüyor dünyayı. İşin en garip yani Obama ve Esad'ın propaganda vaatlerinin aynı olması UMUT. Ne için umut, kim için umut?
Analiz kolay iştir derler evet buraya kadar analiz ettik peki bu saatten sonra uygulanacak politikalar ne düzeyde olmalı. Herhangi bir müdahale her ne bahane gösterilirse gösterilsin mantıksız bir hareket olacaktır. Avrupa’da 2008 krizinin etkileri devam ederken bu denli savaşa istekli olmak açıklanabilecek bir durum değildir. Bu açıdan Obama'nın kararı kongre onayına sunması özellikle Avrupalı devletler için akıllıca bir hareket olur çünkü öyle görünüyor ki siyasal etkinlik ekonomik tokluktan daha bir önceliğe sahip ve küçük bir ihtimal de olsa kongrenin halkın tepkisine kulak vermesi mantıklı olacaktır. Diğer yandan Amerika'nın siyasal etkinlik konusunda tükenmek bilmeyen gayreti bu saçma savaşın ortasına doğru sürüklüyor dünyayı. İşin en garip yani Obama ve Esad'ın propaganda vaatlerinin aynı olması UMUT. Ne için umut, kim için umut?

0 yorum :
Yorum Gönder