Ukrayna'daki ayaklanmanın tamamen Rusya karşıtı bir ayaklanma olduğunu söylemek yanlış olmaz. Birçok kişi bu ayaklanmaların nedenini halkın AB yanlısı tutumundan kaynaklandığını söylesede mesele bahsedilenden daha derin. Olayların özünü anlamak için Ukrayna-Gürcistan ikilisinin yakın tarihine bakmak gerekir.
Öncelikle şunu söylemeliyiz ki bu devletlerin görünen sorunu Moskova etkisinden fazlasıdır. Yakın tarihte belli bir dayanağa sahip olamayan bu iki devletin gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan problemlerine bu açmaz çerçevesinde bakmakta fayda var. Ukrayna'nın yakın tarihini inceleyen her insan muhtemelen AB'nin iyi bir tercih olmayacağını söyleyecektir. Yuşçenko'nun başkanlığında ki karmaşayı atlatalı çok olmadı. Bunun iyi bir söylem olduğunu varsaysak bile Ukrayna'nın bölgede tarafsız bir rol oynaması neredeyse mümkün değil yani AB dışındaki diğer alternatif Moskova oluyor. Peki Moskova Avrasya bölgesindeki bağımsız devletlere alternatif mi yoksa zorunluluk mudur? Bu sorunun cevabını benim kadar sizler de iyi biliyorsunuz. Malum 9/11 sonrası dünya siyasetinde küresel aktörler rol yapmakta pek başarılı olamadılar. Rusya her ne kadar ŞİÖ çerçevesinde tek sorunu aşırılıkçı güçler olarak görüp, amacının bir temizlik operasyonu bağlamında birliktelik yaratmak olduğunu söylese de bu birliktelik dünya politikasında iki kutupluluğun sinyallerini vermişti. Yani böyle bir coğrafyada tarafsız kalmak ne derece mümkündür bilinmez. İşin aslına bakarsak halkın istediği de bu, yani ulusal anlamda değil uluslararası bağlamda seçebilme özgürlüğü. İster AB ister Moskova olsun halk, dış politikadaki karar sürecinin piramidin altına çekilmesini talep ediyor. Bu isteği bu kadar önemli kılan ve önemli olmasının ötesinde bu ayaklanmanın küresel sisteme yeni bir boyut kazandıracak özelliği uluslararası sisteme idealist mantıkta yaklaşıyor olmasıdır ve bu idealist bakış ikinci defa halk tarafından otoriteye bir başkaldırı şeklinde kendini gösteriyor.
İki devleti bir arada değerlendirmek dedim peki bu bağlamda Gürcistan'ın ne gibi bir önemi var. Gürcistan'ın dış politikadaki çaresizliği Ukrayna ile aynı temellere dayanmaktadır. İsyanların Gürcü halkında bir etki yaratıp yaratmayacağı bilinmez lakin halkın bu konudaki isteksizliğinde Batı'yı hedef gösterebiliriz. Saakaşvili'nin Rus etkisinden kurtulma çabalarını kişiselleştirmesi ve bunu bir nefret protestosuna dönüştürmesi iktidarı sırasında çıkan savaşı da göz önüne alırsak batı destekli politikanın sonunu getirdi. Mevcut durumu ''demokratik devlet'' terimi ile yüzeysel olarak açıklayabiliriz ama yeterli olur mu? 2012 seçimlerinde demokratik bir süreç izlenmiş olsa da alevlerin içerisinde ıslak kalmak pek mümkün olmasa gerek. Hükümetin dış politikaları soyut bir nitelik taşımıyor bu nedenle Gürcü politikasına kesin eleştiri yapmak mümkün değil ama şunu biliyoruz ki iki modernist lider aday olmadı seçimlerde. İvanişvili ve ardından aynı siyasal bakış açısına sahip diğer isim Giorgi Margvelaşvili'nin göreve gelmesi yakın zamanda Gürcistan dış politikasının nasıl bir yol izleyeceğinin sinyallerini veriyor. Peki süreç nereye doğru gidiyor ayaklanma gerçektende başarıya ulaşır mı?
Bu konuda öncelikle sürecin küresel boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Bahsettiğim gibi bu ayaklanmanın özünde halkın dış politikada etkin olma isteği yatıyor. Ayaklanma başarıya ulaşırsa (yeni yasa ve polisin güç anlamında serbestleştirilmesini göz önünde bulundurursak başarıya ulaşacağı tartışılmaz) ve bu bakış açısı global anlamda bir etkiye yol açarsa devletler dış politikalarında çıkar temelli haraket etmekten vazgeçmek zorunda kalacaklardır ve devletlerin bu konudaki tavizinin uluslararası anarşinin sonunu getirmesi içten bile değil. Bu anlamda bundan sonra yapılacak haraket, uluslararası örgütlerin üye ülkeler tabanının politik görüşlerini var olan sistemde dikkate değer bulması olacaktır ve elbette bu örgütlerin potansiyel gücünü farketmesi başlangıç için mantıklı ve gerekli bir eylemdir. UCM Amerika'yı savaş suçlusu ilan etmedikçe, Putin militarist şapkasını çıkarıp küresel düzende ve özellikle Avrasya'da tek adam olmaktan vazgeçmedikçe ve uluslararası anarşinin korkusu bize Neo Liberalizm'i dikta etmekten vazgeçmedikçe isyan devam edecektir.
EZLN'nin de dediği gibi ''Yeni dünya dağılımı, gücün içinde gücün ve sefaletin içinde sefaletin temerküzüdür...'' ulusal anlamda uluslararası anlamda insanlık adına Ya Basta!

0 yorum :
Yorum Gönder