Konu çıkarlar uğruna istikrarsızlaştırmak olunca komünist partiler biçilmiş kaftandır demiş Bendit.
Analizin doğruluğuna şüphe yok. Lakin günümüz devinimlerini yaşayan Bendit global dünyada
komünist partilerinin ayaklanmalar için çok da gerekli olmadığını görmüştür.
Bana soracak olursanız, neoliberal amaçları araştırmacılar için pek de sürpriz olmayan bu ayaklanmalar gerçekte ABD kurumlarının işi olamayacak kadar iyi organize edilmiş. CIA’nın sözde iş bitirici özelliği Ladin operasyonunda gerçekliğini yitirmiştir. Zaten CIA’nın yalnızca bir istihbarat birimi gibi çalıştığını söylemek mümkün değil örgüt aynı zamanda bir dış münasebet aracıdır. Bunun nedeni CIA’nın arkasında geçmişten bugüne sorgusuz duran siyasal gücün örgüte özgüven aşılamasıdır.
Sözde devrim organizasyonun ABD elinden çıktığını kabul edenler yüksek ihtimalle haklı yalnız sivil itaatsizlik fikrinin kurumsal bir fikir olduğunu söylemek yanlış.
Stratfor'u hedef göstererek söze başlamak doğru olur. Çoğu insan “Otpor, Canvas” gibi örgütleri bu sürecin planlayıcısı olarak görüyor. Kısmen doğru olsa da 2004 sonrası süreç için Otpor'un da Stratfor altına girdiğini söylemek mümkün. Neden olarak, düzeni kurmak için marjinal çözümleri Sratfor'a yükleyen ABD’yi gösterebiliriz. Otpor'un destekli bir örgüt olduğu doğru, lakin organizasyonun sokakta sağlamaya çalıştığı disiplini kendi içine taşıyamaması, örgütün yapısından olsa gerek bürokrasiyi benimseyemeyişi örgütün Stratfor'un kontrolü altına girmesinin dayanak noktasıdır.
Kurucu Friedman'ın da söylediği gibi Amerikan ruh hali yakın zamanda değişiklik göstermiştir. Onca araştırmacı arasında bu denli cüretkar bir gözlem yapan Friedman Stratfor örgütünün de kurucusudur. Zaten Stratfor ile ABD arası ilişkilere baktığınız zaman örgütün operasyonlarıyla ABD'yi sıcak savaşlardan uzaklaştırmak istediği aşikâr yalnız bunu ruh hali değişikliği ile açıklaması ilginç. Lakin gelin görün ki Friedman diye bahsettiğimiz bu adamın örgütü gölge CIA diye anılmasına rağmen kendisi kitaplarında El Kaide'nin tüm sorumlusu olarak CIA'yı gösterip ABD'yi 'petrol canavarı' olarak tanımlayabiliyor ve bu da değişen ruh hali örneğine bir dayanak oluşturuyor gibi. Hatta öyle ki 100 yıl kitabında ‘Müslümanlar birbirleri ile savaştıkça kazanan amerika olacaktır’ diye de küstahlaşmıştır.
Evet, gerçekten çok garip bir örgütten bahsettiğimi anlamışsınızdır. Peki soralım o zaman madem bu örgüt ABD için çalışıyor peki o zaman Friedman neden gerçekleri dürüst ve hayli cüretkar bir dille kaleme alıyor. Şöyle anlatayım. Örgütün Otpor ile ilişkisi biliniyor ve Arap Baharı’nda da varolan otpor kendini saklama gereği duymuyor. Herhangi bir aktivistin araştırmaya niyetlendiğini düşünelim. Sizce Friedman'ın neoliberal bir kukla olduğunu fark eden aktivist ne düşünür. İşte bu nedenle kitabında Friedman kendini antiemperyal söylemlerle desteklemiştir. Zaten kitabı okuyacak olursanız 300 sayfa boyunca saçmalandığını fark edeceksiniz. Yani kitabın hiçbir politik niteliği yok yanlızca güzel planlanmış oyunun bir parçası.
Gelelim “Çakma Bendit” Popovic’e. Kendisi google tarafından bile politik aktivist olarak tanımlanıyor. Lakin gelin görün ki Popovic’in aktivizmi neoliberal amaçlar çerçevesinde şekillenmiş ve çoğu insanın aksine ABD tarafından eğitilmiş bir aktivist. İroni'nin alası. Peki, ABD hava kuvvetlerinde bile konferans vermiş popoviç geçekten iyi amaçları olan biri olabilir mi? Arap Baharı’na ‘diktatöryal düzenin sonu’ gözlüğünden bakacak olursak kötü biri olduğunu söylemek haksızlık olur. Ama tabii ki amaç yıllarca ABD tarafından sömürülen Arap halkının özgürlüğüne kavuşması değil. Gerçek amaç bin bir rıza yöntemi ile kontrolü zorlaşan diktatörlerin daha yumuşakbir kontrol mekanizması olan demokrasi ile sonunun getirilmesidir. Yani demokrasi ihracı. Özellikle ekonomik anlamda güçsüzleştiğini göremeyecek kadar kör olmayan Amerika için bu bölgelerdeki kontrolün kesinkes sağlanması hem jeopolitik anlamda hem de kaynak bakımından büyük önem arz ediyor. Popovic adlı sözde aktivist ise ABD'nin global kontrol mekanizmasını genişletmesi açısından kitleleri kendi mükemmel yöntemi ile harekete geçiriyor ama gelin görün ki onbinlerce ölümün yaşandığı bu direnişler sözde pasif olarak başlıyor. Direniş diktatörün baskısıyla aktif hale geliyor ve işe bakın ki bu pasif direnişçilerin elindeki taşlar birden ateşli silahlara dönüşüyor. Nasıl oluyor çözemedim ama ABD'de Goldman Sacks diye bir sihirbaz varmış onun işi olabilir.
Tüm bu bahsettiklerim çok gizli bir yapılanma hakkında değil. Peki, o zaman çoğu kişi hala neden kan gölünde bahar görüyor. Muhtemel neden diktatör rejimlerinin sonunu getiren bu ayaklanmalar zincirinin medyada neoliberal bir organizasyon olarak gösterilmeme isteğidir. Bu otokontrol, örgütün ne denli profesyonel çalıştığının bir örneğidir ve bu profesyonellik bizlere neoliberal cehennemin kapılarını açmaktadır.
Bana soracak olursanız, neoliberal amaçları araştırmacılar için pek de sürpriz olmayan bu ayaklanmalar gerçekte ABD kurumlarının işi olamayacak kadar iyi organize edilmiş. CIA’nın sözde iş bitirici özelliği Ladin operasyonunda gerçekliğini yitirmiştir. Zaten CIA’nın yalnızca bir istihbarat birimi gibi çalıştığını söylemek mümkün değil örgüt aynı zamanda bir dış münasebet aracıdır. Bunun nedeni CIA’nın arkasında geçmişten bugüne sorgusuz duran siyasal gücün örgüte özgüven aşılamasıdır.
Sözde devrim organizasyonun ABD elinden çıktığını kabul edenler yüksek ihtimalle haklı yalnız sivil itaatsizlik fikrinin kurumsal bir fikir olduğunu söylemek yanlış.
Stratfor'u hedef göstererek söze başlamak doğru olur. Çoğu insan “Otpor, Canvas” gibi örgütleri bu sürecin planlayıcısı olarak görüyor. Kısmen doğru olsa da 2004 sonrası süreç için Otpor'un da Stratfor altına girdiğini söylemek mümkün. Neden olarak, düzeni kurmak için marjinal çözümleri Sratfor'a yükleyen ABD’yi gösterebiliriz. Otpor'un destekli bir örgüt olduğu doğru, lakin organizasyonun sokakta sağlamaya çalıştığı disiplini kendi içine taşıyamaması, örgütün yapısından olsa gerek bürokrasiyi benimseyemeyişi örgütün Stratfor'un kontrolü altına girmesinin dayanak noktasıdır.
Kurucu Friedman'ın da söylediği gibi Amerikan ruh hali yakın zamanda değişiklik göstermiştir. Onca araştırmacı arasında bu denli cüretkar bir gözlem yapan Friedman Stratfor örgütünün de kurucusudur. Zaten Stratfor ile ABD arası ilişkilere baktığınız zaman örgütün operasyonlarıyla ABD'yi sıcak savaşlardan uzaklaştırmak istediği aşikâr yalnız bunu ruh hali değişikliği ile açıklaması ilginç. Lakin gelin görün ki Friedman diye bahsettiğimiz bu adamın örgütü gölge CIA diye anılmasına rağmen kendisi kitaplarında El Kaide'nin tüm sorumlusu olarak CIA'yı gösterip ABD'yi 'petrol canavarı' olarak tanımlayabiliyor ve bu da değişen ruh hali örneğine bir dayanak oluşturuyor gibi. Hatta öyle ki 100 yıl kitabında ‘Müslümanlar birbirleri ile savaştıkça kazanan amerika olacaktır’ diye de küstahlaşmıştır.
Evet, gerçekten çok garip bir örgütten bahsettiğimi anlamışsınızdır. Peki soralım o zaman madem bu örgüt ABD için çalışıyor peki o zaman Friedman neden gerçekleri dürüst ve hayli cüretkar bir dille kaleme alıyor. Şöyle anlatayım. Örgütün Otpor ile ilişkisi biliniyor ve Arap Baharı’nda da varolan otpor kendini saklama gereği duymuyor. Herhangi bir aktivistin araştırmaya niyetlendiğini düşünelim. Sizce Friedman'ın neoliberal bir kukla olduğunu fark eden aktivist ne düşünür. İşte bu nedenle kitabında Friedman kendini antiemperyal söylemlerle desteklemiştir. Zaten kitabı okuyacak olursanız 300 sayfa boyunca saçmalandığını fark edeceksiniz. Yani kitabın hiçbir politik niteliği yok yanlızca güzel planlanmış oyunun bir parçası.
Gelelim “Çakma Bendit” Popovic’e. Kendisi google tarafından bile politik aktivist olarak tanımlanıyor. Lakin gelin görün ki Popovic’in aktivizmi neoliberal amaçlar çerçevesinde şekillenmiş ve çoğu insanın aksine ABD tarafından eğitilmiş bir aktivist. İroni'nin alası. Peki, ABD hava kuvvetlerinde bile konferans vermiş popoviç geçekten iyi amaçları olan biri olabilir mi? Arap Baharı’na ‘diktatöryal düzenin sonu’ gözlüğünden bakacak olursak kötü biri olduğunu söylemek haksızlık olur. Ama tabii ki amaç yıllarca ABD tarafından sömürülen Arap halkının özgürlüğüne kavuşması değil. Gerçek amaç bin bir rıza yöntemi ile kontrolü zorlaşan diktatörlerin daha yumuşakbir kontrol mekanizması olan demokrasi ile sonunun getirilmesidir. Yani demokrasi ihracı. Özellikle ekonomik anlamda güçsüzleştiğini göremeyecek kadar kör olmayan Amerika için bu bölgelerdeki kontrolün kesinkes sağlanması hem jeopolitik anlamda hem de kaynak bakımından büyük önem arz ediyor. Popovic adlı sözde aktivist ise ABD'nin global kontrol mekanizmasını genişletmesi açısından kitleleri kendi mükemmel yöntemi ile harekete geçiriyor ama gelin görün ki onbinlerce ölümün yaşandığı bu direnişler sözde pasif olarak başlıyor. Direniş diktatörün baskısıyla aktif hale geliyor ve işe bakın ki bu pasif direnişçilerin elindeki taşlar birden ateşli silahlara dönüşüyor. Nasıl oluyor çözemedim ama ABD'de Goldman Sacks diye bir sihirbaz varmış onun işi olabilir.
Tüm bu bahsettiklerim çok gizli bir yapılanma hakkında değil. Peki, o zaman çoğu kişi hala neden kan gölünde bahar görüyor. Muhtemel neden diktatör rejimlerinin sonunu getiren bu ayaklanmalar zincirinin medyada neoliberal bir organizasyon olarak gösterilmeme isteğidir. Bu otokontrol, örgütün ne denli profesyonel çalıştığının bir örneğidir ve bu profesyonellik bizlere neoliberal cehennemin kapılarını açmaktadır.

0 yorum :
Yorum Gönder