Analiz ve Araştırma Yazıları

Sosyal Bilimlere Irak, Mühendis Yetiştirmek

Sorgulamak...  

  Şunu biliriz ki sorgulamak en büyük mühendislik eylemidir. Bir insan hayatı, çevresini en önemlisi de toplumu sorgulayarak üretir. İhtiyaç, metaların en geniş ifadesiyse ihtiyacı keşfetmek de sayısal yani doğa bilimcilerinin görevidir. Tanrının en bilgili mühendis olduğunu kabul edersek ihtiyaçlardan bağımsız bir yaratımın söz konusu bile olmadığını görürüz. İhtiyacı yaratım sürecinde göz ardı ettiğimiz taktirde her şeyin insanlar tarafından ihtiyaç haline getirildiği sonucuna varırız ki bu da insanın doğadan bağımsız var olabileceği gibi oldukça yanlış bir sonucu doğurur. Yani sorgulamak ve gereksinime uygun üretim yapmak doğa bilimcilerinin işi ise bunu sosyal bilimlerden bağımsız gerçekleştirmek mümkün değildir. Muhtemelen bu anlamda sormamız gereken en önemli soru şu olacaktır. Üretimin sosyal gereksinimden ve düşünsellikten bağımsız olması mümkün değilken kurumsallaşan eğitim sistemi kapitalist düzeni nasıl besliyor?  
  
  Sistem her şeyden önce disiplinlerin ayrımı üzerine kurulmuştur. Gereksinim veya üretimin ilk aşaması olan buluş sürecinde yer alan kadro hiyerarşik olarak kurulan dünya-kapitalist sisteminin çatısını oluşturur. Yani doğa bilimcilerinin bir kısmını üstün insan olarak nitelendirirsek buluşun piyasaya sunulma aşamasında yer alan doğa bilimcilerini de yığın olarak atfetmek yanlış olmayacaktır. Bu aşamada yığın diye bahsettiğimiz doğa bilimcileri -ki bunlar kendi bilim alanları içerisinde bile sisteme kar sağlamak adına birçok farklı disiplinde profesyonelleşirler-, üretiminin veya kazancın maksimize edilmesini sağlamak adına var olurlar.  
  
  Peki doğa bilimcileri diye adlandırdığımız bu insanlar kar odaklı sistemin içinde sorgulamadan üretim veya geliştirme sürecini nasıl benimserler. Benimsemek muhtemelen kullanılacak en ironik kavram lakin sorunu anlamak açısından içselleştirmenin birey tarafından gerçekleştirmediğini anlamanın tek yolu bu. Öyle ki bu ironinin temel noktası benimsemeyi bile gerçekleştiremeyecek düzeyde sosyal bilimlerden uzak mühendis yetiştirmektir. Eğitimin kurumsallaşması Türkiye'de özellikle lise döneminde ortaya çıkmaktadır. Belli bir disipline yönlendirilen insanlar sorgulamadan ve sosyal anlayıştan uzak metalar haline dönüştürülüyor. Dikkat çekilmesi gereken asıl nokta emeğin değil insanın meta haline dönüştürülmesidir. Emeğin metaya dönüşümü sürecinde fikir ve bilinç özgür iken insanın metaya dönüşmesi insanın tamamını yani düşünsel yanını da kapsar niteliktedir. Bunu sağlamanın tek yolu da eğitimin kurumsallaşması sağlayarak doğa bilimlerini bireye diremek olacaktır. Bu sayede sosyal anlamda sorgulamadan üretim ve geliştirme yapabilen doğa bilimcileri ortaya çıkarılabilir. Sistemin kar odaklı ayrışması belki birçok alandaki teknolojik gelişmeyi hızlandıracaktır, lakin bununla birlikte etik kavramının piyasa rekabeti altında ezilmesi felaketi bağırır niteliktedir. Gelin bunu Volkswagen örneği ile inceleyelim. 
  
  Hepimizin bildiği gibi yakın bir tarihte Volkswagen şirketi satışı yapılan araçlarda egzoz emisyonu ile ilgili hile yaptığını itiraf etti. Şirketin düşük gösterdiği Nitrojen Oksit emisyonu yüksek düzeyde hava kirliliğine yol açmakla birlikte beyin ve akciğerlerde birçok sorun yaratabiliyor. Olayın ardından yakın tarihte yapılan bir açıklamada Volkswagen şirketinin yönetim kurulu üyesi olan Olaf Lies bu konuda çalışanların suç işlediği iddasında bulundu.İddanın mantıksal boyutu göz kamaştırır nitelikte. Öyle ki Lies'in sözlerinin doğru olduğunu varsaydığımız taktirde şirketin karlılığının tabana olağanüstü bir yansıma yaptığı sonucuna varırız. Lakin bilinen bir şey varsa o da kar odaklı çalışan şirketlerin paylaşmayı sevmediğidir. Yani şirketin kar etmesi adına çalışanların hile yapması düşüncesinin değerlendirilecek bir yanı yoktur. Burada dikkat etmemiz gereken şey yapılan hilenin alt kadro tarafından gerçekleştirilse bile fikrin hiyerarşinin tepesinden doğduğu gerçeğidir. Bu durumda sormamız gereken soru şu olmalı sosyal düşünceden yoksun bir birey yerine kurumsallaşmamış eğitim sisteminin doğurduğu sosyal düşünebilen doğa bilimcileri de aynı şekilde hareket edip hem yaşadığı çevreyi hem de insan hayatını hiçe sayabilir miydi 

Hiç sanmıyorum... 

0 yorum :

Yorum Gönder

Copyright © Fırat Çakır Blog